18 yaşında çırak olarak girdiği kuyum atölyesinde 25 yıldır gümüş eğeleyip yeni model yapmaya çalışan parmakları onca yıldan sonra bilgisayarla tanışıp, tuşları üzerinde dolaşmaya başladığında değişmeye başlayan şeyin sadece kendi mesleki kariyeri, kültürü ve ilerleyişi değil, binlerce yıllık geleneğin sıkı sıkı kök saldığı büyük bir yapı, kuyumculuk mesleği olduğunu tahmin edemezdi elbette.
Bilim-kurgu romanlarından fırlamış bir tanımlamaya; “bilgisayarda çizim yapıyorsun, sonra bir makina bu çizimi sana 3 boyutlu model olarak mumdan yapıyor” inanmış, bu göz kamaştırıcı ifadeyi hayata geçirmek için gecesini gündüzüne katmış, zaman ve para harcamış bir avuç insan Turkiye imalat tarihinde görülmemiş bir teknolojik değişimin öncüleri oldular.
Türk sanayisinin koşup koşup çarptığı “ yeni ürün geliştirme” duvarını yıkan bu öncüler, arkadan gelen takipcilerin yolunu açmakla kalmadılar, insanların” yıkılamaz” dedikleri duvarların yıkılabilirliğini gösteren birer “bilge adam” oldular.
Kuyumculuk gerçek bir el sanatı, kuyum ustası bir sanatçıyken, kuyumculuk bir sanayiye, kuyum ustası ise bir teknik adama dönüştü son 10 yılda.
Kapalıçarşının yığma taş duvarlı, dar koridorlu hanlarında diz dize çalışan 3-5 kişinin ürettiği 18-22 ayar, pırlantalı mücevherler, elde tek tek yapılırken kuyumculuk bir zanaatti, bugün 300-500 kişinin çalıştığı, parmak izi dedektörleriyle açılan kapılar ardında dev fabrikalarda, bilgisayar başında mühendisler ve modern tezgahlarda , çok yüksek teknolojiler kullanan en az teknik lise mezunu gençlerle 8-9-10-14-18-22-24 ayar, her renkten, her kaliteden değerli-yarı değerli taşlarla, pres kalıplarından çıkan 0,25 mm duvar kalınlıkları olan akıl almaz hafiflikteki ürünlerle, dünyada satış yapmadıkları ülke bırakmayan genç satış kadrosuyla dev bir sanayiye dönüştü.
Bu dönüşüme “tasarım” liderlik ediyor
Yeni ürün yaratabilme özgüvenine, kültürel altyapıya ve teknolojiye sahip olan bir sektör haline gelen kuyumculuk, fikir ithal etmekten kurtulup, fikir ihrac eder hale gelmiş, tasarımı kendisine ait ürünlerle çıktığı dünya pazarında elde ettiği katma değerle hem kendine ,hem memleketine büyük getiriler sağlamıştır.
Kullanmaya başladıkları 3 boyutlu bilgisayar destekli tasarım programlarıyla, sektöre katılmaları için tüm kapıları ardına kadar açıp, maddi-manevi destek verdikleri tasarımcı kadrolarıyla, tasarımları hayata geçiren yüksek teknolojiye yatırdıkları ciddi paralarla , kazanç hanelerinde gördükleri her kuruş artışı sonuna kadar haketmiş olan kuyumculuk sektörü ülkemizin diğer sanayilerine de örnek olacak bir gelişme dönemi yaşamışlardır.
Tasarım kültürünün bir basamak daha ilerisi olan “marka” yaratma sürecine giren bazı firmalarla bu gelişme doruklara ulaşmak üzeredir.
Kuyumcularımızın bu gelişmesi bu sektörde başka hiçbir ülkede yaşanmamış, bu derece hızlı gelişmeye dair yeryüzündeki yegane örnektir. Teknolojiyi bu yoğunlukta kullanmalarıyla rakip ülkelerin gıptayla baktığı bir ülke olmuştur.
Rönesansı yaşamamış, sanayi devriminden yeterince nasibini almamış bir toplumun çocukları, bugünün üretim çarkında bir dişliyi döndürebilmek için çok mücadeleler vermek zorundadır.
Kuyumculuk sektörü takdir edilecek bir mücadele vermiş ve vermeye devam etmektedir